OTİZM SALGINI ÜZERİNE NOTLAR

2012-04-22 10:25:40
OTİZM SALGINI ÜZERİNE NOTLAR |  görsel 1

  OTİZM SALGINI ÜZERİNE NOTLAR Maalesef -hepsi olmasa da- birçok çocuk psikiatristi ve nöroloji uzmanı otistik çocukların anne babalarına, otizmin bilinen bir nedeni olmadığını, genetik olduğunu, hiçbir zaman düzelemeyeceğini söyleyip çocuklara çeşitli ilaçları vermekte ve davranış modifikasyonunun sundukları dışında bilinen başka tedavi olmadığı söylenmektedirler. Statükocu hekimlerin çevresel faktörleri ve biyomedikal tedavileri gözardı etmeleri yüzünden son yirmi yıl içinde otizm %1500 oranında arttı. Yani otizm önü alınamaz bir salgın gibi. Bildiğiniz gibi 4 Nisan Otizm farkındalık günü. Bu gün nedeni bültenimizin mevcut sayısını otizme ayırdık. Bu sayıda otistik bir çocuğun annesi olan Nevin Penny otizmin biyomedikal tedavisi ile ilgili olarak yeni okuduğu ve oldukça beğendiği bir kitaptan çıkarttığı notları ve önemli alıntıları bir araya getirmiş. Kitabın adı: Healing the New Childhood Epidemics: Autism, ADHD, Asthma and Allergies.  Yazarları otizm alanında tanınan uzmanlar; Dr. Kenneth Bock ve Kamerun Stauth.  Bu geniş notlar ve özetler oldukça değerli. Bunları okuduktan sonra İngilizcesi olanlar bu değerli kitabın tamamını okuyabilirler. OTİZM SALGINI ÜZERİNE NOTLAR Endüstri devriminden sonra alt yapı hizmetlerinin düzelmesi, besinlere daha kolay ulaşılması nedenleri ile malnütrisyon (kötü beslenme) ve enfeksiyon hastalıkları salgınları iyice azaldı. Fakat aşırı endüstrileşme toksinler, ağır metaller, tarım ilaçları, radyasyon ve elektromanyetik dalgalar gibi dış etkenlere bağlı olarak çocuklarda yeni salgınların ortaya çıkmasına neden oldu. Yani salgınlar yer değiştirdi. Dr. Kenneth Bock çocuklarda görülen yeni salgınlara 4 A bozukluları ismini vermiş. Bunlar Autism (oti... Devamı

OTİSTİKLER İÇİN DİYET LİSTESİ

2012-04-22 10:19:34
OTİSTİKLER İÇİN DİYET LİSTESİ |  görsel 1

    OTİSTİKLER İÇİN DİYET LİSTESİ Etler (yağsız olmayacak, fazla pişirilmeyecek) Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti), geleneksel sucuk, kavurma, pastırma vb serbest. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis yasak. Sakatat: Çok yararlı. Fakat hastalıklı olmamasına dikkat. Beyaz et: Tercihen köy tavuğu ve diğer kümes hayvanları (köy tavuğu geç pişer) Deniz ürünleri (balık, midye, istakoz)  (ağır metal zehirlenmesi nedeni ile yasak. Havuzda yetiştirilenlerde de toksinler mevcut olduğundan onlar da yasak.    Yüksek klorofil içerdiği için ağır metalleri bağlayan deniz börülcesi ve deniz yosunları (kolerella veya spirullina) serbest.  Yumurta: En Kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası tercih edilmeli. Günde 1-4 adet yenilebilir. Tercih sırasına göre 1. Çiğ (enfeksiyon olmadığından eminseniz!), 2. Rafadan, 3. Lop, 4. kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da fındık yağında ya da tereyağında  yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli) Sebzeler ve yeşil yapraklılar: her çeşidi yenilebilir.  Daha çok çiğ tüketilmeli. Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir. Doğal yetiştikleri için yabani otlar (ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu, semizotu, labada vb) mükemmel. Semiz otu sebzeler içinde  en önemli omega-3 kaynağıdır. Sebzeler ne kadar yeşilse o kadar klorofil içerir ve o kadar çok ağır metal ve toksin temizler.  Patates kızartması kesinlikle yenmemelidir. Sebze yemeklerinin içine az miktarda patates konulabilir (yüksek şeker i... Devamı

BEP NASIL HAZIRLANIR ?

2009-09-20 17:38:00

     BEP ; "Özel eğitim gerektiren birey için geliştirilen ve ailesi tarafından onaylanan bireyselleştirilmiş eğitim programı; bireyin, ailenin, öğretmenin gereksinimleri doğrultusunda hazırlanan ve hedeflenen amaçlarda verilecek destek eğitim hizmetlerini içeren özel eğitim programıdır." biçiminde tanımlanmıştır. (madde:69 ÖHY)   BEP Hazırlamak Yasal Olarak  Zorunlu mudur ?   573 Sayılı Özel Eğitim hakkında kanun hükmünde kararnamenin 4. Madde ( f ) bendinde,          “ Özel eğitim gerektiren bireyler için BEP’in geliştirilmesi ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.”  diyerek , BEP’nı yasal olarak zorunlu hale getirmiştir.   BEP NASIL HAZIRLANIR?    BEP Süreci 7 Temel Aşamadan Oluşur:   1. Bireyselleştirilmiş eğitim programını hazırlayacak ekibin oluşturulması, 2. Çocuğun eğitsel performans düzeyinin belirlenmesi 3. Uygun eğitim ortamları ve bu ortamlarda sunulacak destek hizmetlerin belirlenmesi 4. Uzun ve kısa dönemli amaçların belirlenmesi  5. Bireyselleştirilmiş öğretim programının hazırlanması (BÖP) 6. Uygun öğretim materyalleri ve öğretim yöntemlerinin belirlenmesi 7. BEP’in uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi için sorumluların belirlenerek zaman çizelgesinin hazırlanması ve değerlendirme biçimine karar verilmesi.   BEP’ i Kim Hazırlar ? -    Bireyselleştirilmiş Eğitim Programını Geliştirme Birimi hazırlar. -    Bu birim; Özel eğitim ve kaynaştırma uygulaması yapılan okullarda BEP’ in geliştirilmesi, uygulanması, değerlendirilmesi amacıyla oluşturulur.       &ldqu... Devamı

COCUĞA DİL ÖĞRETİMİ

2008-03-10 17:28:00

      ÇOCUĞA DİL ÖĞRETİMİ   Konuşmaya başlamadan önce birçok çocuk, sözel olmayan becerileri kazanırlar. Bu beceriler, seslerden veya göstermek, uzanmak veya bir şeyi itmek gibi hareketlerden oluşur. Diğer kişileri dinlemenin ve onlara yönelmenin de, konuşma öncesi dil eğitiminin bir parçası olduğu görülmüştür. Çocuğu karşılıklı konuşmaya hazırlamak, sıra almak, sırasını beklemek de bunların içindedir. Daha önemlisi, çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce , iletişimin birçok amacının olduğunu ve geniş bir alana yayılan sosyal, duygusal ve pratik ihtiyaçlarını karşılamaya yaradığını öğrenir. Göstererek, bir şeyi istediklerini, el sallayarak "bay bay" yaptıklarını ve baş sallayarak bir şeyi reddettikleri göstermeyi öğrenirler. Konuşma öncesi dönem, iletişim için normal ve aslında bütün çocukların "geçtiği" gerekli bir dönemdir. Bu dönemdeki değişik ve zengin bir iletişim, daha sonraki etkili ve doyurucu bir iletişimin temelini oluşturur. Daha büyük yaşta, konuşma zorluğu çeken birçok çocuk, konuşma öncesi iletişim becerilerinden ekstra bir çalışma ile yararlanabilir. Çocuk daha yaşı çok küçük olduğunda ya da bu alanda zorluk çektiğinden konuşamıyor olabilir. İletişim becerilerini geliştirmek için kullanılacak prosedür aynı olacaktır. Bu konuda seçilen aktiviteler, küçük çocuklar düşünülerek önerilmiştir. Fakat bu çalışmalar daha büyük çocukların ilgileri göz önüne alınarak adapte edilebilir. Konuşma öncesi öğrenimde 5 önemli alan vardır : * Başkalarına yönelme ve karşılık vermeyi öğrenme * Oyun oynamayı öğrenme * Sıra almayı öğrenme * Taklit etmeyi öğrenme * Günlük hayatta, iletişim becerilerini kullanmayı öğrenme. Bu alanlar büyük ölçüde örtüşürler ve çocuğun becerilerini geliştirmek için çalışırken, iki veya daha fazla alanda birden çalışılır. Aşağıda size verdiğimiz listeyi kullanarak çocuğunuzun dil gelişimi ile ilgili bir değerlendirme yapabilirsiniz.   BAŞKALARINA YÖNELME (DİNLENME) VE KARŞILIK VERMEYİ ÖĞRENME Yönelme (dinleme) bec... Devamı

ZİHİNSEL ENGELLİ BİREYLERDE DİL GELİŞİMİNİN SAĞLANMASINDA ÖĞRET

2007-10-31 13:17:00

      ZİHİN ENGELLİ BİREYLERDE DİL GELİŞİMİNİN SAĞLANMASINDA ÖĞRETMENLERİN YAPABİLECEKLERİ ÇALIŞMALAR   Zihinsel engelli veya gelişimsel yetersizliği olan çocukların dil ve konuşma gelişimi ile iletişim kurma sorunları ile sık sık karşılaşıyoruz. Çoğu zaman bu çocuklarla çalışan öğretmenler “ben bu çocukla neler yapabilirim?” sorusunu kendilerine sormaktadırlar. Cevap eğer zor veriliyorsa öğretmende büyük bir karamsarlık ve üzüntü olmakta ve mesleki başarısızlığa varacak kadar ciddi psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerin gelişimsel yetersizliği olan çocukla dil ve iletişim becerilerini geliştirme çalışırken yararlanabilecekleri notlarımı toparladım ve sizinle paylaşmayı uygun buldum.   Değerli öğretmen arkadaşlarım: dil gelişimi ve iletişim becerileri bireyde çalışılırken üç aşamada çalışmalar yürütülür. Bu aşamalar: Dinlemek ve Temel Konuşma İlkeleri Konuşma organlarının geliştirilmesi, Sözel dilin geliştirilmesi. Bu makalede birinci madde olan  Dinlemek ve Temel Konuşma İlkeleri yer almaktadır. Bu   maddenin alt bölümleri ile bu bölümlerde öğretmenlerin yapabilecekleri alıştırma önermeleri bu makalede açıklanmaktadır.   Faydalanacağınızı düşündüğüm bu makale ile çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar diliyorum.   Diğer bölümler kendi başlığı altında yeni birer makale olarak bilgilerinize sunulacaktır.   1. DİNLEMEK VE TEMEL KONUŞMA İLKELERİ   Dinlemek eğitimi konuşma eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilir. Çocuk çevresi hakkındaki tüm bilgileri dinleyerek alır. Dinleme, öğrenmede çok önemli bir kanaldır. Ayrıca çocuğun herhangi bir işitme problemi yoksa; dikkatini çevresindeki nesnelere verebiliyorsa konuşma ve okuma kontrolüne başlamış demektir.   1.     Öğretmen çocuğa “yere yat” emrini verir. Çocuk sırt üstü yere yatar. Çocuk bu pozisyonda hiç kımıldamadan 3-4 saniye kadar yatmalıdır. Öğ... Devamı

DİL EĞİTİMİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ

2007-03-28 11:55:00

  1.      AŞAMA : Nefes kontrolü alıştırmaları AMAÇ: Nefes kontrolünü sağlayabilme Davranışlar : ·        3- 5 saniye süreyle nefesini tutar. ·        “Nefes al” komutuyla derin nefes alır, nefesini 20 sn tutar. ·        Derin nefes alır, nefesini kontrollü biçimde bırakır. ·        Ağız hizasında tutulan kağıdı üfleyerek uçurur. ·        Verilen flütü duyulacak şekilde çalar. ·         Verilen flütü belirlenen süre kadar çalar. ·        Ucuna aparat takılmış balona üfler. (Gergin hale ulaşıncaya kadar) ·         Ucuna aparat takılmış balonu şişirir. ·        Şişirdiği balonu, ağzında, havasını indirmeden tutar.   2.      AŞAMA:  Sesiletim yolu  kasları ile ilgili koordinasyon alıştırmaları AMAÇ - 1 : Çene kontrolünü sağlayabilme Davranışlar: ·    3- 5 saniye süreyle yardımla çenesini açık tutar. ·    3 – 5 saniye süreyle çenesini açık tutar. ·    Belirtilen sürede çenesini açık tutar. ·    Belirtilen sürede çenesini kapalı tutar. ·    Sözel yönerge ile çenesini açar. ·    Sözel yönerge ile çenesini kapatır. ·    Bağımsız olarak çenesini titretmeden açık tutar ve titretmeden kapatır. ·     Model alarak çenesini açar, kapatır, açama kapama hızını ve aralığını modele göre ayarlar. ·    Verilen uygun büyüklükteki yiyeceği ısırarak koparır. (havuç, elma vb.)   AMAÇ – 2 : Dudaklarını kontrollü biçimde tutabilme Davranışlar: ·    Yardımla dudaklarını kapalı tutar. ·&... Devamı

KONUŞMA ENGELLİLER

2007-01-28 16:49:00

  Konuşma Engelliler 4 - Konuşma Engelliler İrfan Göksoy-Tamer Çevik: “Özel Eğitime Giriş” Adana-2004 adlı eserin Konuşma Engelliler ile ilgili bölümüdür. Sosyal bir varlık olan insan, hayatının çok büyük bir kısmını diğer insanlarla birlikte geçirmek durumundadır. Birlikte bulunduğu insanlarla duygu, düşünce ve istemlerini aktarmak ve işbirliği içerisinde bilgi alışverişi, paylaşımı yaparken içinde bulunduğu toplumun kullandığı geleneksel sesli sembolleri kullanması gerekir. Yapılan bir araştırmaya göre uyku saatleri dışında kalan sürenin yaklaşık % 75 i sözlü iletişimle geçmektedir. Sözlü iletişimle geçen %75 in %30 u konuşarak, %45 i ise dinleyerek geçmektedir. Yeryüzündeki toplumların tamamına yakınında kullanılan iletişim şekli konuşmadır. Kişi sözel iletişimini herkesin uygun gördüğü bir tonda, akıcılıkta, frekansta ve seste sunamadığında bir takım tepkilerle karşılaşır. Kişi konuşurken ne anlattığından ziyade nasıl konuştuğuna dikkat edilirse, konuşma hoş olmayan bir hal almışsa buna bozuk konuşma, farklı konuşma, kötü konuşma, kekeme... denir. Konuşma toplumsal hayatın ayrılmaz bir parçası olan iletişimin en önemli öğelerinden birisidir. İnsanlar konuşarak duygu ve düşüncelerini birbirleriyle paylaşabilir, birbirlerini anlayabilirler. İletişim bir organizmanın ürettiği, organizmalar için anlamlı olan ve böylelikle anlam davranışlarını etkileyen sinyallerden oluşur. Konuşma ise kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ilişki kurma ve sürdürmesine yarayan geleneksel sesli sembollerin kullanıldığı bir iletişim sistemidir. Günlük yaşamın önemli bir iletişim aracı olan ve sürekli kullanımı sayesinde konuşma son derece karışık fikirlerimizin bile anlaşılmasında çok etkili bir iletişim sistemi olarak gelişmiştir. İnsanın yaşantısını sürdürebilmesi, çevresiyle ilişki kurabilmesi için dil yolu ile kurduğu iletişim son derece önemlidir. Dil, insanların birbirleri ile iletişim kurabilmeleri için seslere, sözcüklere, beden devinimlerine ve başka... Devamı

DİL GELİŞİM EGZERSİZLERİ

2007-01-20 16:28:00

       DİL GELİŞİM EGZERSİZLERİ   DİL HAREKETLERİ:   Ø      Dili dışarı çıkarmak Ø      Dili dudakların sağına soluna değdirmek Ø      Dili dışarı içeri çekmek Ø      Dili buruna doğru sokmak Ø      Dili çeneye doğru çıkarmak Ø      Dilin ucunu alt-üst dişlerle ısırmak Ø      Dil ile dudakları yalama.(yuvarlayarak) Ø      Dili üst ön dişlere değdirme Ø      Dili şıklatma (dil ile üst damağa vurup alt damağa çekerek ses çıkarma) Ø      Dil ucunu üst dişlerden en aşağıdaki ve en soldakine değdirme Ø      Dil ucunu alt dişlerden en sağdaki ve en soldaki üzerine değdirme Ø      Dili ağız içinde (u) biçiminde kıvırma (yanlarda) Ø      Dil ile dudakları ıslatma   DUDAK HAREKETLERİ   Ø      Dudakları yanlara doğru(alt-üst)çekerek dişleri bitişik vaziyette gösterme Ø      Üst dişleri gösterme Ø      Alt dişleri gösterme Ø      Üst dudağı ısırma Ø      Alt dudağı ısırma Ø      İki dudağı da ağız içine almak Ø      Alt  dudağı dışa döndürmek Ø      U sesi çıkarır gibi dudakları öne uzatmak Ø      Dudakları birbiriyle içe doğru sıkıştırmak Ø      Kalemi dudakları  arasında tutmak Ø      Ruju dağıttığımız gibi iki dudağı birbirine sürtme değdirme   YANAK HAREKETLERİ   Ø      İki yanağı aynı anda şişirme Ø      Sağ yanağı şişirme Ø ... Devamı

OTİSTİK COCUKLARA TEMEL DAVRANIŞ ÖĞRETİMİ

2007-01-09 16:57:00

  TEMEL TEPKİ ÖĞRETİMİ GİRİŞ Otizm ilk olarak 1943 yılında Kanner tarafından, farklı bir bozukluk olarak tanımlanmıştır. Her ne kadar bu tanım uzun süre boyunca biraz değişse de, otistik çocukların 3 genel alanda ki davranış bozukları sergiledikleri görülmektedir. Bu alanlar; sosyal etkileşimde bozukluk; sözlü ve sözlü olmayan iletişimde bozukluk; sınırlı, tekrarlanan ve stereotipik davranışlar ile sınırlı ilgileri ve etkinlikler şeklinde sıralanabilir. Bir çok alanın yetersizlikten etkilenmesi nedeniyle uygulama, çocukların semptomatolojilerinde (symptomatology) geniş etkiler yapabilecek önemli tepki alanlarını tanımlamaya odaklanmıştır (Kanner, 1943).             Başlangıçta otizm ile ilgili sebeplerle ilgili teoriler psikodinamik bakış açısına odaklanmıştır. 1940 ve 1950’ler de ki bu teoriye göre, çevreyle ilişki de soğukluk, soğuk reddedici olarak algılanan davranışlarla çocuğun karşılaşması sonucu bir geri çekilme davranışı olarak görülmekteydi. Uygulamalar da psikoanalitik yöntemlere odaklamıştır. Verilerden yoksun olan aile sebepli bu teori geçerliliğini yitirmiştir. Deneysel çalışmalar normal gelişim gösteren çocukların aileleri ile otistik çocukların aileleri arasında bir farklılık olmadığını göstermektedir (Koegel, R. L., Koegel, L. K. ve McNerney, 2001).               1960’ların başlarında otistik çocukların uygulama yöntemleri sosyal öğrenme teorisine odaklanmaya başlamış ve davranış uygulama teknikleri öğrenme prensipleri temel alınarak geliştirilmiştir (Koegel, R. L., Koegel, L. K. ve McNerney, 2001).               İlk davranışsal girişimler sosyal ve taklit etme davranışı genellenmesinin temel alanlarına odaklanmıştır. İlk çalışmalar kontrollü laboratuar ortamlarında taklit için çocukları ödüllendirmeye yoğunlaşmışken daha sonra yapılan uygulamalar ev,... Devamı

KAVRAM ÖĞRETİMİ

2007-01-09 16:17:00

  KAVRAM ÖĞRETİMİ Kavram             Kavramlar, benzer ve/veya ortak özellikleri olan nesne, olay, fikir ve davranışların oluşturduğu sınıflamaların soyut temsilcileridir. Kavramların gerçek hayatta tam karşılıkları yoktur, örnekleri vardır.             Eğitim açısından kavram ise, ortak tepkiye yol açan ilişkili uyaran takımıdır (Özyürek, 1984).             Kavramlar, insanların duygu, düşünce ve hareket bütünlüğü içinde edindikleri tecrübeleri ile oluşurlar. Kavramlar somut ve soyut (tanımlanmış) olarak incelenebilir;             Somut Kavramlar: Fiziksel özellikleri duyu organları ile algılanabilen kavramlardır. Somut kavramlar genellikle okul öncesi dönemde öğrenilmektedir.             Soyut (tanımlanmış) Kavramlar: Bazı kavramlar, kavramın nitelikleri ya da kavramlar arasındaki ilişkiler, objenin kendisi somut olarak gösterilerek açıklanamaz. Bu tür  kavramların tanımlanması gereklidir.               *** Somut kavramlar, soyut kavramların öğrenilmesinde önkoşuldur. Kavramın Özellikleri • Kavramlar, dünyadaki gerçek obje ve olayların tecrübemize dayalı olarak algılanan özellikleri kadar tanımlanabilmektedirler. • Obje ve olayların algılanan özellikleri bireyden bireye değişebilir. • Kavramların bazı özelikleri, bazen birden fazla kavramın üyesi olabilirler. * Kavramlar objelerin ve olayların hem doğrudan hem de dolaylı olarak gözlenebilen özelliklerinden oluşurlar. * Kavramlar çok boyutludur. * Kavramlar kendi içlerinde, özelliklerine uygun belli ölçütlere göre gruplanabilirler. * Kavramlar dille ilgilidir, sözcüklerle ifade edilirler. * Kavramların özellikleri de kendi içi... Devamı